çeper bir kişi değil, çeper bir ilişki

 evet tam da duyduğunuz gibi. çeper ben değilim, çeper sen değilsin, çeper bir ilişki; bi'nevi bi bağlam. nevi şahsına münhasır bir alametifarikası var çeper bağlamını anlamanın. içten olmayacaksın bir kere, içten herkesin bildiği herkesin anladığı her şeyinin kamuya mal olduğu ve yaygın olan olmak değil. dıştan da olamazsın, tamamen bi psikotik nevroz, siber bi psikoz ya da inanılmaz outlandish fikirleri anlamak da hepimize göre değil. biz sınırdayız, çeperde ve bunun güzelliğini görmek zor olduğu gibi bi o kadar da müthiş. gelin anlayalım bunu.

;çeper bir noktalı virgül mesela. ne bir nokta, ne bir virgül. ne noktadan bahsettiğim yarı cümle ile virgülden bahsettiğim cümleyi ayırır, ne de bütün cümleyi laps diye sonlandırır. tüm olayı arafta kalan birkaç parça kelimeyi sana tanıtır ve eşsizleştirir. o birkaç parça cümle bazen hayat kurtarır, bazen iç karartır, bazen de en önemli parçasıdır cümlenin noktalı virgül; her şeyi tadında, en önemli önemiyle, en güzel anlamlarıyla, en romantik, en aşık ve en seksi haliyle verir sana; tam da olması gerektiği gibi, ne içten ne dıştan. aynı en yakın arkadaşın gibi.

çeper bir non-binary mesela. ne bir kadın, ne bir erkek. aralarında süzülmez ama, bir seçimi yoktur. fluid değildir, bir duruşu vardır, ama o duruşu kimseyi zan altında bırakmaz. bırakacağı yerde de bırakması haklıdır, hiçbir şey diyemezsin. kimse ne diyeceğini bilemez çepere bu yüzden, ne-idüğü belirsizdir. cehennemlik değildir mesela, cennetlik de değildir, ama öyle bir güzelliği vardır ki bu çeperde olmanın, gerektiğinde her yere uyum sağlar. sağlamayı seçmez sadece, özgürdür çeper. öyle bir özgürdür ki hem de dışarıdan gelecek fikirleri bile kendi seçer. öyle iyi hissettirir ki çeperin çeperinde olmak, özgürlüğü en rahat anlarına kadar tatmak, insan bu kadar özgür olduğu, bu kadar güvende olduğu başka yer hissedemez. aynı en yakın arkadaşı gibi.

çeper ayda yılda bir karşına çıkan o tumblr postudur mesela. inanılmaz anlamlı değildir, ya da öyle midir? sana aşkı tanıtır belki, dikkat dağınıklığının en zirvesinde gezerken görür de şu an kafam kaldırmaz diye bir kenara atacak gibi hissedersin de, tekrar baktığında gözlerini doldurur ya. ha öyle bir tumblr postudur bu. sana, ailenin, arkadaşlarının veremediği değeri ve sevgiyi birkaç parça farkına varma cümlesiyle entegre eder. bir an dünyaya karşı olan deneyimin değişir, artık iki üç cümle bir şeyden sonra kendini çok daha farklı hissedersin. sana öyle anlarda gelir ki bu post, bir daha görmek için umutlanırsın her tumblr postu gördüğünde, her gördüğünde heyecan düşer karnına, her gördüğünde mutlu olursun bunun umuduyla. aynı en yakın arkadaşın gibi.

çeper bir mantardır mesela. nedir ki bi mantar, mantardır? nasıl yani mesela bitki midir? yok değildir, e hayvan mıdır? yok o da değildir, e kendi ismi cismi olan bir şeydir mantar. ama öyle bir şeydir ki her şey için kullanırsın, zaman zaman bu dünyadan kopar halüsinasyon görür bazen de vatkada inanılmaz bi hamburger olarak atarsın ağzına. bir daha unutamazsın o günü, mantar senle gelir her yere, sanki sindirip sıçmamışsın gibi hep senledir, hep kafanın bir yerindedir o mantar. hiçbir zaman düşünmeyi bırakmazsın ve her zaman tekrar canın çeker, tekrar istersin onu. aynı yakın arkadaşın gibi.


çeper bir kişi değildir mesela. çeper bir kişi olamaz da zaten, çeper tek başına, yalnız kalmak için karanlık bir yerdir hatta. kendini ulaşılmaz hissedersin. korkunç bir şekilde eşsiz belki de. bazen çeperde etrafına bakmak gerekir, ayaklarının sıcak toprağa basması gibidir çünkü. toprakla öyle bir hissi paylaşırsın ki etrafındaki her şeyi unutursun. toprağa odaklanırsın, halbuki etrafına baktığında görürsün burası tam olman gereken yer. bembeyaz bir odada ya da bir tiyatro salonunun sahnesinde de basardın bu toprağa, ama buz keserdi ayakların, üşürdün ve etrafına bakınca tüylerin diken diken olurdu, ama şimdi öyle değil işte, etrafı gördükçe insan pozisyonuna hayran kalıyor. çeperde olmayı böyle fark eder insan, bastığı yerin içte mi dışta mı olduğunu düşünmekle değil, etrafına bakıp nerde olduğunu herkesten ve her şeyden kendini soyutlayarak anlar. aynı benim anladığım gibi

çeper bir ilişkidir mesela. çeper bir ilişki olarak da doğmuştur zaten, çeper ben ve başkalarının değil, ben ve sizin değil, ben ve onun hikayesidir. hep böyle olmuştur, hep böyle olacaktır. bu bir aşk hikayesi değil, bu bir metafor değil, bu bir edebiyat değildir. bu gerçektir, olgudur, bağlamıdır çeperin. çeper etrafına baktığında ipincecik bir çizgidir, ufuktur ennihayetinde. gökyüzünde bir şeyleri görmek kolaydır, herkes gökyüzünde olmak ister apollo bile gökten konuşur insana. topraktan yetişmek de çok güzeldir, dionysiandır. yıllar yılı biriken gübreyi alıp büyümek çok güzel bir çiçek olmak çok güzel gelir kulağa, ama öyle bir şey vardır ki insanları bir araya getirir, hayran bırakır, sadece bir yerde görürsün. günbatımıdır mesela çeper, ufuktadır, görmesi zordur, sadece belli bir saatte olur, bitkiyi güneşsiz, gökyüzünü ışıksız bırakır bazen, üzülürsün ama gitmemiştir, bitmemiştir güneş. başka ülkelerin ulusların toprağında oradadır. bazen de gün doğumudur mesela çeper, beklersin ışık için, fotosentez yapmak için bir eksiğin kalmıştır, gökyüzünün rengini görmek istersin, beklersin de o anda gelir. inanılmaz hissettirir sana, uykun açılır, gözün şenlenir, salak bi mutluluk hissedersin, ilk başta anlamlandıramazsın, sonra çok hoşuna gider, sana koca gökyüzünün ve toprağın veremediği şeyi verir ufuk. işte çeper böyle bir ilişkidir. tek başına olmamıştır çeper, tek başına gibi görünmüştür, tek başına aktif olduğu zamanlar olmuştur belki, ama çeper biziz, çeper ben ve o, çeper bu gündür, çeper her gün, çeper mahcupluk, çeper mağrurluk, çeper böceklik, çeper ne olduğu belirsizlik, çeper beraberlik, çeper sevgi, çeper kabul, çeper tanımadır. çeper kozmiktir, babiloftur, tekiladır ve günbatımıdır. seni seviyorum iyi ki doğdun.

Yorumlar

ilet:

Ad

E-posta *

Mesaj *

Bu blogdaki popüler yayınlar

{birth}

#leyl-i ihbab 6 [final]