{birth}
nefes al, devam et nefes almaya
taşıtlar, otoyollar, tramvaylar, teleferikler, metrolar, ringler ve otostoplar. artık fazlalar, başlıyorlar ve bitiyorlar, kalkıyorlar ve iniyorlar, çalışıyorlar ve duruyorlar. hislerin en boşular. ne yapacağını bilmeyen bir sürü insanlarla dolular, ağlıyorlar, hayal kırıklığına uğramışlar, şişelere sarılıyorlar. ve o gün, o an, o his geldiğinde, hayal kırıklığına uğramış hissediyorlar. yarıda bırakılıyorlar, böcek gibi yerde eziliyorlar. ve o gün geldiğinde, dikkatim dağılıyor. rahatsız bir çekyatta yatıyorum o gün geldiğinde, ayağımın ucunda biri yatıyor, benden bir takım görevleri yerine getirmemi isteyenler var, arkada her zamanki radiohead mırıldanıyor. etrafımdaki her şey büyüyor, bulunduğum şehirler, okuduğum okullar, tanıştığım insanlar artıyor. bense farklı bir çatının altından farklı bir battaniyenin içinde aynı şarkıyla aynı şekil ağlıyordum. her şey büyüyordu, gelişiyordu, instagram postları, okunması gereken kitaplar, etikler, patikler ve dinamikler. bense aynıydım. bense, aynı bir böcek olarak uyanmıştım perşembe sabahı. üzerine basılmış, yarıda bırakılmış, arka koltukta unutulmuş, en mutlu anında terkedilmiş, tek kullanımlıkken harcanmış gibi yazıma devam ediyordum. bense, bense yarıda bırakıldım ve böcek gibi ezildim. üst komşu ve ev sahibim olmasa bağırırdım avazım çıktığınca, yeter artık, yeter ezilmekten bıktım.
sükunetini kaybetme, nefes al, devam et nefes almaya
lakin biri basıyor üstüme, bir böcek gibi eziyor beni. biri daha, biri daha. ve bu yazıyı yazarken biri daha ezdi üstümü. kabuğum paramparça, özsuyum şarıl şarıl akıyor. yardım edebilecek kimseyi göremiyorum. kanatlarım kırık, sadece bacaklarım gidiyor, yine de duygusallaşmayacağım. her zaman böyle oluyordu, sonu saçma sapan bitiyor. ama yeter ulan, yeter. başlıyorum 18 yaşımdaki kendime ilk mektubuma:
tamer, yaptığın onca şeyden sonra hiçbir şey seni durdurmasın. sen hayatımda tanıdığım en eşsiz insansın ve seni çok seviyorum. bir böcek olmaya devam edeceksin orası kesin fakat ezilmemen için ben burada her şeyi yapacağım. hatta bir gün, evet evet bir gün; bir gün kanatlarım çıkacak. garip bir kimyasal reaksiyon, histerik ve işlevsiz. eminim bir gün kanatlarım çıkacak ve yapacağım, uçacağım. histerik ve işle-
devam edemem bunu yapmaya
ezildim işte yine. yapamadım. uçamadım. çıkmadı kanatlarım. düşüyorum, düşlüyorum ve sadece düşüyorum. mektubumu ciğerimden gelen en son nidayla, ruhumun en dibinden çıkan havayla. ama ömrümün yeni albümlerini dinleyip oturmaktan başka takatimin kaldığı bir şey de yok. şunu biliyorum ki bu albüm yalnızlık hakkında. yeni bir şehre taşınmanın dolandırıcılığı, herkesi, her şeyi kendinden uzaklaştırmanın acısı ve geri kalan nağmeler. etrafımdaki insanları giden bir otobüsün camından suratımı dayayarak izliyorum sadece. hepsinin tatlı telaşları, gözyaşları, sevdikleri, hayalleri ve yapacakları var. her biri bir teleferikten ötekine koşuyor. teleferikler, dedeler ve teyzeler. kalkıyorlar ve iniyorlar, çalışıyorlar ve duruyorlar. hislerin en garibiler. çeperde olan birini bulmak zor, çeperdekiler şişelere sarılıyorlar. ve o gün geldiğinde bir mektubu bile bitiremiyorlar. ne eksik bilmiyorum bile, ne fazla hiçbir yorumum yok. iki üç şeyle dolu bulanık bir odada, kapı ve camlar açık çok güçlü bir cereyanda oturuyorum. o rüzgar, şimdi burda, tüylerimi diken diken eden, bana var olduğumu hatırlatan en nevi şahsına münhasır kanıt. o rüzgar, bu albümün temasını yalnızlık kılan. o rüzgar bu seneki dinlediğim bütün melodilerin virtüözü. o rüzgar en dibe vurduran beni.
daha da düşemeyeceğini hissettiğin zamanlarda, daha da düşebileceğini bilmiyorsan, yine de dibi görmüş sayabilir misin kendini?
en azından, en azından nerede olduğumu biliyorum. nereye ait olduğuma dair bir fikrim olmasa da, nerede olduğumdan eminim. buradayım ben, en dip diye adlandırdığım bir yerde. ankarada, bir doğum gününü redditteki insanlara göre tek başına geçirmiş, acılar içinde cereyanlı bir odada. yer paramparça oluyor, havaya yükseliyor, sekiyor ve bütün oda yerle yeksan oluyor.
ve o gün geldiğinde
o gün geldiğinde kanatların çıkacak tamer
o gün geldiğinde kanatların çıkacak.
iyi ki doğdun ulan böcek.
sevgiler.
Yorumlar
Yorum Gönder