{loneliness}

ne kadar acımasız ya, bazı sabahlar uyanıyorsun ve yalnızsın. zorunda olduğun veya geçici diye tanımladığın insanlar bile seni bi çukura atmış ve gitmiş. ilerlemeye çalışıyorsun çıkmak için ama sanmıyorum ya yine kocaman bir ıssızlık dışında bir şeye ulaşacağımı. her zaman yalnızdım çünkü, her zaman böyleydi bu. kusursuz sevdiğim, dayanabildiğim tek şey benim hayatta. tek kendimi seviyorum pervasızca. tek kendimi duyuyorum, tek kendimi dinliyorum, tek başına tek tabanca tek kendim ile konuştuğumda iyi hissediyorum kendimi tamamen. tek kendimle müzakere içerisinde değilim kafamda. kafamda, kafamda kocaman bir radyo var. her kanalda ben çalıyorum. bazı kanallar pop çalıyo, bazıları rap, bazıları rock, bazıları magazin, bazıları arkası yarın. radyolarını yeni açanlar için tekrar hatırlatalım diye anons geçiyorum kendime, halbuki 18 yıldır dinliyorum kendimi tatlı tatlı. meramım kısa, bu radyonun kafatasıma üflediği şarkılar ve şiirler olmasa yalnızım. bu fısıltılarla bazen dans eder bazen ağlarım diyorum.

ben yaşadım onca anıyı tek başıma. insanlara gösterdiğimde fotoğrafları, hatırlayamıyorum fotoğraftakileri, isimleri, insanları. her fotoğraf tamamen ayrı, birindekini öbürüne eklesen tutmuyor. tek aynı olan benim. ben yalnız başıma ordayım ve hep ben varım. onlarca anı, başlayıp devam edip bir yerde bitti ve bir anıdan fazlası değiller. artık hiçbiri benimle ilgili değil.

rehberimde artık arayacak çok az kişi kaldı, radyo onların yerini aldı. artık bir yerden bir yere yürürken çöl sıcağının altında, kulaklığımı takıp şarkıların anlattıklarına kulak vermiyorum. kulaklıklar takılı, sessizlik hüküm sürüyor, ben fısıldıyorum kendime. kendimden başkasını dinlemiyorum artık, arkadaşlar sadece yan karakterler olmaya başlıyor. dur, kızları unuttum.

bi kızla tanışıyorum, ben diyorum, galiba senden inanılmaz bir şekilde hoşlanıyorum. nası yani diyor, yani belli değil miydi diyorum. arkadaşız diyo, sarılıyoruz.

bi kızla tanışıyorum, gel diyorum gidelim, ben seni çok sevdim, ben bu limanda çok durdum. arkamıza bakmadan gidelim, çeperi terk edelim. yok diyo, ben buraya mıhlandım.

bi kızla tanışıyorum, ben diyorum, ben artık ne diyeceğimi bilmiyorum. o da kalıyo sessiz sedasız. gel diyorum. yolumuz aynı biliyorum. hoşuma gidiyorsun diyorum, yoluma gidiyorum diyor. o yoluna gidiyor, ben yoluma gidiyorum.

bir sürü ilişki, kadınlar, hiç mi hiç tutarlı olmaz. sıkılıyorum, nefret ediyorum, seviyorum, üşeniyorum, ben de kovalamak istemiyorum. verdiğin kadarını almıyorsun bu dünyadan. kovalanmıyorum, tedirgin oluyorum. yalnız kalmaktan korkuyorum. cüzdanıma bakıyorum, muhabbetime, aynaya. yok diyorum içimden, olmaz bu iş diyorum dışımdan. içerken de, yerken de, gezerken de, o aynaya bakarken de yalnızım diyorum hep kendime. konuşmak istediğim şey de buydu ennihayetinde, belki de benim maceramın alametifarikası budur diyorum en sonunda. o çok tatlı arkadaşlık ettiğin, bir sorunun olduğunda danıştığın tatlı insanımdır ben diyorum. umarım öyleyimdir diyerek uykuya dalıyorum radyoyu kapatıp. daha fazlasını aklım almıyor.

uyanıyorum. bazen insan tamamen baştan başlamak istiyor, bir yandan da şairin sözlerini hatırlıyorum. insan büyüdükçe kendine benziyor.

bu işte anahtar kelimemiz: yalnızlık. içinde demlenmek ve beklemek mi çukurdan çıkmayı, yoksa kabul edip çukurun içindeki hayatı benimsemek mi. bütün mesele bu falan da değil bu arada, bi rakı masasında bırakılacak mevzu esasında. hayırlısıyla.

Yorumlar

ilet:

Ad

E-posta *

Mesaj *

Bu blogdaki popüler yayınlar

{birth}

çeper bir kişi değil, çeper bir ilişki

#leyl-i ihbab 6 [final]