yitirmeden anlamaz insan
ankaraya karşı yaktım mumumu, aldım elime harflerimi ve kelimeleri, bolca da virgülü. gecenin bi saati, rektörlüğün önünde bir grup arkadaşım ve yoldaşım eylemine devam ederken, biricik, bitanecik sevgilim odamda yarın erkenden derse kalkmak için uyur iken ben balkonda en yalnız yalnızlığımda yitirmeden anlar mı insan onu düşünüyorum. arkada her hatıra asılı, duvarımda. rümeysayı özlüyorum. benim en yakın arkadaşım. keşke sevgilimle beni görseydin. keşke odtüye girdiğim anı tweet atmak yerine sana yazabilseydim messengerdan. bense sana iki tane kıçı kırık fotoğraf bile göstermeden gittin yanıbaşımdan. ait hissetmedin kendini buraya.
belki de haklıydın.
ait diyemesem de, layık değildi burası sana. her dişini gösterdiğin gülümsemene dayanamadı dünyanın en aciz ve karanlık yalnızlığı ve pisliği. belki de içten içe en başından beri bu yüzden seviyorum bu dünyayı. seni hak etmedi ama ben layık bile değilim buraya. hiçbir şeyi başaramıyorum. bazen umarım yukarıdan bunları okuyorsun derken, bazen umarım ne ailem ne de rümeysa bu yaptıklarıma şahit olmamıştır diyorum. bu dünyaya bile layık değil iken ben, bu dünyanın hak etmediği sana nasıl arkadaş olmaya, aileme iyi bir çocuk olmaya, dünyalar tatlısı sevgilime nasıl iyi bir sevgili olmaya çalışıyorum bi görsen. hiçbirini başaramıyorum, en sonunda aynaya baktığımda, kendimi bile kendime layık görmüyorum bazen. sen olsan öyle demezdin ama, sen her zaman gülerdin bana. attığım her adımdan gurur duyardın. beni çok severdin, ben seni çok seviyorum.
ben seni çok seviyorum rümeysa.
ben seni çok özledim.
ben senin varoluşunun dayanılmaz mutluluğunu çok özledim. hayatımdaki her yer çok iyi doluyor gibi hissediyorum, ne kadar hak etmesem de odtüde iyi bi durumdayım. ailemle aram eh işte. kendim hakkımda daha rahatım artık. en sevineceğin ve sevindiğin de yıllardır hayal ettiğim gibi biri var hayatımda. uyuyor belki yanımda, uyur belki hep yanımda. en büyük eksikliğim doldu, tek sen kaldın. ben seni çok özledim rümeysa.
ama bilmiyorum
durup düşünmeye zamanım olur mu
ne ayrılmaya bu dünyadan, ne de kimseyi geride bırakmaya.
ve sen rümeysa, pinhaninin o nadide sözleri ile bana bir şey öğrettin. her şeye, herkese, özellikle şu dünyada en sevdiğim kişiye, ve özellikle kendime, hayatıma sarılıyorum her fırsatımda. arkasından ağlayan olmamak için. çünkü ne kadar ağlasan da geri gelmiyor, kimse gelmiyor rümeysa. bunu yitirmeden anlamıyor sanırım insan, belli ki yakın olmanın zor olduğu ortada.
uzak olmak her zaman en kolay
ama en zoru yalnız olunca.
en zoru, aşksız olunca.
en zoru, onsuz olunca.
en zoru, sensiz olunca.
en zoru, bensiz olunca.
bunu okuyan, muhtemel sevgilime, müstakbel eşime, özel teşekkürler. seni hiçbir zaman kırmak istemedim. bu kadar kusursuz olması insanı korkutuyor bazen. arkandan ağlayan olmak istememekten her şey. seni her şeyden çok seviyorum. bir göz yaşına kıyamam. her şeyim sensin, her şeyim senin, her şeyim de senle olsun. iyi ki varsın.
bunu okuyan aile üyelerime, ne yaptınız da beni buldunuz bilmiyorum. beni bu kadar merak ediyorsanız size de selam olsun.
bunu okuyan yakın arkadaşlarıma, oturup birkaç dakikanızı meramıma ayırdıysanız ne âlâ, iyi ki varsınız. siz oldukça ben varım.
bunu okuyan en yakın arkadaşıma. bir gün tekrar görüşmek dileğiyle. eminim sen de o günün doğal olarak gelmesini bekliyor olacaksın. merak etme, benim için ne istediyse öyle olur. senin için de umarım hep böyle olmuştur. iyi ki varsın rümeysa. sen benim için hep varsın, hep var oldun. hep de var olacaksın. seni çok seviyorum.
belki bu gece, durursun başımın ucunda.
Yorumlar
Yorum Gönder