the day that you stop running, is the day that you arrive.
kadıköyden gelmişim, evin bahçesinde oturuyorum. muhtemelen kanımda çok hafif bir alkol geziyor, 5 kez sigara denedim; bugün hiç içmemiş olmam diğerlerine ayıp oldu. lakin pek benlik değil ona eminim. yani bu yaşlarda bile mad men ve benzeri diziler izleyip yakalanmadıysam, sanmıyorum ki hayatımın bir parçası yapayım bunu. burası esiyor, estiği için ve kimsenin üzerime birbirinden devrik ve rahatsız edici cümleler yığmadığı bir yer olduğundan burayı biraz hiç gitmediğim ankaraya benzetiyorum. banka yattığım gibi huzur bulduğumu o kadar iyi hissediyorum ki inanamazsınız. haliyle evden çıktığım günlerin akşamı bir süre burada oturuyorum. ailem alkol aldığımı veya sigara içtiğimi ve sırf etkisi geçsin diye bir süre burada zaman geçirdiğimi sanıyor. aslında öyle değil, sigara içmiyorum, alkolde de ayda yılda bir yeni bir şeyler deniyorum fakat bu bankta demlenmemin nedeni hiçbiri değil. bu bankın bu kadar huzur verici olduğunu şu an fark ediyorum, radioheade geçti spotify, ben ankaraya gid...