#leyl-i ihbab 3
varlık varlık diye yanıp tutuşup nasıl olur da bunu zor bir şeymiş gibi tanımlarız ki ya? var olmak nedir mesela, bunları şu ana dek hiç etraflı düşünmedim esasında. varlığımızı tanımlamadan var olmak nasıl bir duygu ve düşünce ki, bıçaklanmadan kanamak, anlamadan hissetmek, ağlamadan gözyaşı dökmek gibi; sadece daha asil versiyonu ve aynı zamanda daha samimi. shinjinin yaşadığına göre acaba etrafımızla mı tanımlanırız, ben mehmet olmadığım için mi tamerim yoksa mehmet mehmet olduğu için mi ben tamerim? etrafıma reaksiyon vermem mi beni ben yapar, etrafımdan aldığım reaksiyonlar mı beni tanımlar? etrafım mı alıyor bu tepkiyi yoksa bu tepkiler zaten benim mi? madem yaşlanınca hatırladıklarımız bizi biz yapan ve bizi mutlu eden şeylerse ve bungee jumping yapamıyorken ''zamanında yapmıştım zaten ya'' demek gibi ayrıcalıklara sahip olmaksa yaşlılığın avantajı, o zaman sahip olduklarımız kadar varızdır. jedi öğretisine ters kaçar bu belki ama o halde varlığımız sahip olduklarımızı kaybetmemeye çalışma yarışından başka bir şeye yorulmuyor. neyim ben mesela, kemiğim ve derim mi; yoksa oyunlarım, kitaplarım, arkadaşlarım ve hatıralarım mıyım? bunlar hep kasıntı ve zorlama sorular bu arada, var olmak çok kolaydır, belki de en kolay şeydir. zor olan aslında varlığın hafifliğini sözlerle ve kelimelerle dayanılırlaştırmaktır. daha fazla gün daha fazla var olmak demektir, daha fazla var olmak ise daha fazla söz sarf etmek. hayatın küçüklüğü içinde ne kadar söz o kadar iyi dostlar. lâkin yine de unutmayın ki, aynı yetişkinlerin radioheadi olarak anabileceğim coldplayin de dediği gibi:küçük bir su birikintisinde büyük bir balık olabilirsin ama bu kazandığın anlamına gelmez. biz bizi bütün varlığımızla seviyoruz sanırım, sizin size olan sevginizin varlığı var olsa hepimize yeter. leyl'iniz hayrola, selametle.
Yorumlar
Yorum Gönder