it's just a nod to the canon.
bugün çeper limited'dayız, diğer 9 yazının hiçbiri esasında buraya yayınlanma düşüncesiyle ortaya çıkmadı. defterlerimden veya instagrama attığım bi' nevi notlardan alıntıların editörize edilmiş halleri hepsi.
çeper limited ismi ve cisminin asıl bize beyânı şudur ki: ben, tamer toplumun çeper'inde yer alıyorum. ne dışında kalacak kadar asosyal yahut enteresan ne de bütün çemberin ortasında olup her ilgiyi ve gücü sırtlanacak kadar fazla. benim ile sonsuza dek arkadaş kalacak ve eğer olursa karım olacak bütün insanlar benim olduğum gibi çeper'de olan, toplumun çeperini oluşturan insanlar olacak diye umuyorum ve temenni ediyorum. çeper, insanın utanması yahut garip bulması gereken bir statü değil. çeper insanın yargılamadan, enteresanlıkla hayatını sürdürmesi ve ilerde yaşadıklarımız kadar var olduğumuz yaşlılığımızda mutlu ölmemizi sağlayacak bir serüven yaşaması için en ideal yerlerden biri. monotonluğun ve absürtlüğün en ortasında, en zor, en yalnız, en üzücü ama bir o kadar da yolculuklar yolculuğu bir hayatı elinize tutturan bir sınır çeper. bu yazıyı yazı kendini imha etmeden, yazı çıktıktan belli bir süre sonra okuduysanız muhtemelen çeperdesiniz.
limited olmasının müsebbibi ise benim. tam olarak görüşlerimle barışamadım, bütün özelimi bir internet bloguna dökemem de sanırım. tek başımayım, tek bir serüveni anlatıyorum, kısıtlı zamanım ve kısıtlı hevesim var. ulaşabildiğiniz duygular da kısıtlı bu blogda, öyle okuyup heyecanlanacağınız veya mutlu olacağınız pek bir şey bulmak güç olmalı.
şu an ne kadar saçma bir insana bürünmüş olsa da zamanında bir arkadaşım doğum günümde bana bir dilekte bulunmuştu ve hâlâ unutamıyorum: umarım mutlu olursun, umarım üzülürsün, umarım her şeyi tadında yaşarsın.
ben her şeyi tadında yaşayamadım, pek mutlu olamadım, mutlu olsam da mutluluktan bahsedemedim. burası sadece hüzün içerir değildir asıl merâmım. demek istediğim arkada bir şarkı, gecenin 2'si bütün yalnız yalnızlığımla baş başa kalmışken boş istanbul'un dışında bir kasabada insanın tatlı şeylerden bahsedesi gelmiyor mazur görün ki. hepimiz aynı gemide değiliz maalesef, hepimiz aynı fırtınadayız. bu yazıdan haberi olmayanların yatları var, bazılarının teknesi, okuyanların kanoları var, bense bir tahta parçasına tutunmuşum süregeliyorum. var oluyorum, ıslak ve zorlayıcı bir şekilde de olsa yüzüyoruz işte. olay da o ya, fırtınanın bitmesini beklemek.

Yorumlar
Yorum Gönder