#leyl-i ihbab 5
o kadar uzun süredir açıkmış ki çalma listem, kulaklığı çıkardığımda başım dönmeye başladı. müzik bir yerlerden dokunmuş olmalı ki hem yazın sıcağını hem de bütün her şeyi unutup, odamı toparlayarak kendimi mutlu edebilmişim. bu şarkıları dinlerken, şarkıların içinde geçen o sözcükler o kelimelerle besleniyorum bazen. bu yazıların motivasyonu hep bir şarkının bir şiirin içinden çıkıyor esasında. hep kulağımda bir şeyler tıngırdarkenki kadar güzel kelimelere sahip olsam keşke. lakin o kelimeler de ölüm gibi şarkı bittiğinde kayboluyorlar. hikaye anlatamayacak kadar kelimesizliğe girersem işte o zaman bu ölüm gibi değil, bizatihi ölüm olurdu benim adıma. anlatacağım hikayelerin hepsini unuttuğumu, bütün her şeyi içimde tuttuğumu düşündüğüm zamanlarda bile işkence çektiğimi düşünürken, bunun resmiyete kavuştuğu günleri görmektense ölmeyi yeğlerim. bu yaz havasında sırtımdan terler aksın, soğuk soğuk sular içeyim ve şişik bademciklerle yine de günümü anlatayım birilerine. yeter ki kendimden muntazaman nefret ettiğimi düşünmeye yeltenmeden bir meşgalem olsun. yeter ki kendimi ciddiye alamayacak ve yaptıklarımın yanlışlardan ibaret olduğunu bilmeme rağmen hala devam edecek kadar düşmüşken birileri kafamı dağıtsın - ki ben kafamı dağıtmayayım - onun anlattığını bugün giydiğim sarı çoraba, şunun anlattığını geçen yediğim leziz yemeğe, bunun anlattığını ise ilkokulda bir haftasonu kaybettiğim sıra arkadaşıma benzeteyim, benzemeseler bile. hoş, çoğu insanın benzettiğim şeylerden bir şey çıkarmayıp kibarlıktan bir şey demediğini ve anlamış gibi davrandığını düşünmemek elde değil. ne var ki ben yine de ihbabıma tereddütsüz devam ediyorum, çünkü ben beni seviyorum. siz de sizi sevin ve size sizden bir şeyler anlatın. leyl'iniz hayrola, selametle.
Yorumlar
Yorum Gönder